Bu ‘Kızılbaş’ı kaçırmayın

DİHA muhabiri ve fotoğrafçı Ferhat Arslan’ın “Kızılbaş” adlı ikinci fotoğraf sergisi, 6 Mart’ta Dersim’de açılacak. Sergiyle “asimilasyona karşı direnişin” mesajını vermek istiyor. Fotoğrafın gücüne inanıyor ve objektifi bölgeye, başka bir ifadeyle kendine dönük. “Mezopotamya’nın Renkleri” ile başladı. Kızılbaş Kürtleri çekti, sırada ise bir “borç” olarak tanımladığı “Ararat’a Yürüyüş” var.

Dicle Haber Ajansı muhabiri ve fotoğrafçı Ferhat Arslan’ın ikinci fotoğraf sergisi “Kızılbaş”, 6 Mart günü Dersim’de Belediye Sergi Salonu’nda açılacak. Bir hafta açık kalacak olan sergi daha sonra İstanbul, Diyarbakır ve Münih’te fotoğraf severlerle buluşacak.

Arslan’ın ilk fotoğraf sergisi, “Mezopotamya’nın Renkleri” adını taşıyordu. 2 yıllık bir emeğin sonunda oluşan sergi, 2009 yılında Batma Hasankeyf Kültür Sanat Festivali’nde fotoğraf severlerle buluştu. Ardından da fotoğraflar, Kızıltepe, Silopi, Cizre ve Dersim’i dolaştı. Arslan ilk sergisi için, “Kürtlerin günlük yaşamını, insan-doğa ilişkilerini, kıyafetlerini, dağların morluğunda güneşte savrulan fistanlı kadınların yankılanan zılgıtları fotoğraflamaya çalıştım” diyor.

OBJEKTİFİ BÖLGEYE DÖNÜK

Ferhat Arslan, 7 yıldır Kürt illerinde muhabirlik yapıyor. Hatay, Adana, Mersin, Şırnak, Urfa, Adıyaman, Diyarbakır’ı karış karış gezdi. Şimdi de Dersim’de… Kaleminin yanı sıra onun objektifinin de merkezinde bölgenin gerçeği var.

Arslan, Dersim Alevilerini çekmeye karar vermeden önce Ezidi Kürtlerini çekmeyi planlamış. Ancak karşısına, devletin Kürt sorununu şiddetle çözme yaklaşımının bir sonucu olan boşalan köyler çıkmış: “Batman’ın Beşiri İlçesine bağlı Ezidi köylerine gittim. Ancak 1990’lı yıllardaki koruculuk baskısı nedeniyle köyler insansızlaştırılmıştı. Her köyde 3–5 yaşlıyı geçmeyecek sayı ile karşılaşınca ertelemek zorunda kaldım. Benim için büyük bir tahlilsizlikti Yezidilerin bu toprakları terk etmesi.”

Daha sonra objektifini Dersim’in Alevilerine yönelten Arslan, “Mezopotamya’nın ilk inanç biçimi olması nedeniyle Kızılbaşlar, Kürtlerin ataları olarak bilinirler, tüm katliam, sürgün ve asimilasyona rağmen 10 bin yıllık inançlarını günümüze kadar getirmişlerdir” diyor.

ÖNCE İNANÇ RİTÜELLERİNİ ÇEKMİŞ

Dersim’e gittiğinde ilk olarak inanç ritüellerini fotoğraflamaya başlamış. O, “Kızılbaş inancı tamamen doğa ile ilintili bir inanç sistematiğine sahip olduğu için hiç zorluk çekmedim” diyor.

Arslan’ın anlattıklarına göre, Kızılbaş Kürtlerin ibadethaneleri tamamen doğa. Bu ibadet merkezlerinin başında da barajlar nedeniyle yıkım tehdidi altında bulunan Munzur Nehri ve başlangıcı gözeler geliyor. “Zulme karşı sığındıkları her dağı kutsamışlar” diyen Arslan ekliyor: “Ateşi kutsal gördükleri için her ziyarette illa ateş yakılır ve niyaz dağıtılır. Yine yas gelenekleri çok eski bir geçmişe sahip bunu fotoğrafladım. Ancak Mezopotamya, bir çocuğunu kaybetmek üzere. Bu inanç kültürü İslamiyet ile bağdaştırılarak aynı potada eritilmeye çalışılıyor.”

ASİMİLASYONA KARŞI DURUŞ

Ferhat Arslan, serginin mesajını “Kızılbaş Kürtlere yönelik asimilasyon politikasına karşı duruş” olarak tanımlıyor. Ayrıca, bu kültürün ne kadar eski bir tarihsel geçmişe sahip olduğunu da anlatmak istiyor.

Fotoğrafın gücünün inanılmaz olduğu ortada. Bazen tek bir kare tüm sözleri anlamsız kılabilir. İngiliz fotoğrafçı Michael Wells’in 1980’da Uganda’da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk ile bir misyonerin ellerinden oluşan fotoğrafı… Amerikalı fotoğrafçı James Nachtwey’in 1992’de Somalili bir annenin açlıktan ölen çocuğunun cansız bedenini yerden kaldırırken çektiği kare… Vietnam’da 1972’de Ut Cong Huynh’in napalm bombasından kaçan çocukları gösteren fotoğrafı… Bunlar artık toplumsal belleğin bir yerinde saklı ve unutulmazlar.

FOTOĞRAFIN GÜCÜNE İNANIYOR

Arslan da fotoğrafın bu gücüne dikkat çekiyor. Ölümsüzleştirmek istiyor gördüklerini. Ayrıca O’nun için fotoğraf çekmek mutluluk kaynağı. Kıt olanaklarla çalışıyor. Bu nedenle daha büyük bir irade, azil ve sabırla çalışmak zorunda olduğunun farkında.

“Başarmak mutluluk veriyor fotoğrafta” diyen Ferhat Arslan ekliyor: “İşte ben de bunu bir halkın, acı ve mutluluk melodisi olan zılgıtı, an be an destan yazan bir halkın kahramanlık öyküsünü fotoğraflıyorum. Tanrıçaların mekânı olan ırmakların buluştuğu bölge, uygarlığın beşiğini ölümsüzleştirmeyi fotoğrafta buluyorum. Her fotoğraf benim bir hevalim, çocuğum ve yârim kadar anlamlı.”

BESTA’DAN ARARAT’A YÜRÜYÜŞÜ ÇEKECEK

Ferhat Arslan, Kızılbaş Kürtlerin ardından Besta’dan Ararat Dağı’na yürüyüşü çekmek istiyor. Fotoğrafçı- belgeselci Halil Uysal’ın Ağrı Dağı’na Yürüyüş filmini çekerken çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdiğini anımsatan Arslan, projesiyle ilgili şöyle diyor: “O dönem bende Şırnak’ta muhabirlik yapıyordum. Uzun süredir üzerinde yoğunlaştığım Uysal’ın projesini insan silueti ile Besta’dan Ağrı Dağı’na yürüyüşü çekmektir. Ağrı Dağı’nda bir kardeleni güneşin doğuşunda ölümsüzleştirerek noktayı koymak istiyorum. Umudun kardelenini güneşin özgürlüğüyle buluştuğu anı çekmeyi borç biliyorum.”

ANF

rojbas varto Posté par rojbas varto le mar 5 2011. inséré dans Album Foto, Rojev, Roportaj, Turkçe. Vous pouvez suivre les réponses de cet article à travers le RSS 2.0. Les commentaires et les pings sont actuellement fermés.

Les commentaires sont fermés

Connexion | rojbasvarto