Şehid Ali Haydar ASLAN (Redar)

Adı Sayadı. Ali Haydar ASLAN

Kod adı : Redar Varto

Doğum Tarihi: 01/01/ 1972

Katılım Tarihi: 1994

Şahadet Yeri: Güney-Kurdistan / Kalatuka

Şahadet Tarihi: 02 Ekim 2000

Görevi: Tabur Komutanı

Bundan yıllar önce adı yitik olan halklar ülkesi, insanlığın beşiği ve medeniyetin oluştuğu cennet yurdu olan, Mezopotamya / Kürdistan’ın Muş ili, Varto (Gımgım) kazası, Aner (Değerli) köyün’de, 01/01/1972’de dünya’ya geldi.

Şehid Ali Haydar (Redar), orta halli, kısmen feodal etkileri taşıyan, yurtsever bir aile ortamında büyüyen biri olarak, 1976 yılında, daha dört yaşındaiken,  Ailesi Kürdistan’ı terk ederek, İzmir’e göç etmek zorunda kaldı. Şehid Redar, ilk ve ortaokulu İzmir’de, bitirdi. Ailesinin zorunlu güçü, ekonomi zorluklar, onu okula devam etmesini engeledi. Daha küçük yaşındaiken ekonomi sorumluluğu üstlenerek, pazarlarda çalıştı. Daha sonra, oto tamirhanesinde çırak olarak başladı. Devamında, oto elektirik dükkanını açarak ailesine ekonomi anlamda katkı sunmayı bir görev bildi.

Zorlu yaşamın göçlükleriyle erken tanışması, onu toplumsal, siyasal, sınıfsal ve ulusal bağlamda erken olgunlaştırdı. Şehid Ali, erken olgunlaşması, mütevazi, alçakgönüllü, oluşu, çevredeki insanların beğenisini kazanır duruma geldi. Yaşam boyutuna bakıldığında, İzmir, onun için son derece sıkı ve boğucu bir atmosfer havasını oluşturdu. Yürüngesi belli olmayan çelişkiler yumağı ile çatışırken, Ülkeye duyduğu özlem, olgunlaşmaya başladığı bir süreçte, 1990’da Avrupa/ Fransa yolculuğu başladı.

Ülkeden uzaklaçtıkça, yurt özlemide artmaya başladı. Bu özlem ve ikinci göç, Redar hevalin Ülkeye dahada yakınlaşmasına vesile oldu. Fransa’da, yurtsever akraba, çevre ve dostların arasında olamsı, onu özgürlük hareketine yaklaştırmasına sebep oldu. Buda, Şehid Ali’nin umutlarını büyütür, yüreğine su serpiyordu.. “Hayal Şehri” , Aşk Şehri olarak adlandırılan Paris’te bir müddet kaldı. Paris’te kaldığı dönemde, kendini zayıf gördüğü konularda geliştirmeye yüneldi. Kürt kurum ve kuruluşlarda çalışmaya başladı. Kendini çok zayıf gürdüğü ana dilini geliştirmeye özen güsterdi. Kürt halkıyla buluştukça, Ülkeye yakınlığı ve sıcaklığı gün be gün artıyordu. Ülke özlemi, onu Paris ve Paris sokaklarından soğutmuş, direncini kırmış, adeta iradesi zayıflatmıştı.

Onun nazarında, Paris, yozlaşmanın, çirkefliğini ve özünü yitirmiş yabancı bir şehir olmuştu. Her açıdan bir yabancılık söz konusuydu. Dilleri, kültürleri vs. tümüyle bir farklılık arz ediyordu. Özelikle, Paris’in görkemli, kiliseleri, mimari yapıları, hele Bastilli gezip dolaştığında, yüreği daralıyor, Ülke hasretiyle kıvrılıyordu. Bu noktadan hareketle, Şehitler diyarı olan, Kurdistan özlemini gidermek için, 24/01/1993’te, Burüksel’de 24 günük açlık grevi eylemine katıldı. Açlık grevi süresince, yılların verdiği, yetmezlik, eksiklik ve boşluğu, okumakla telefi etmek istiyordu. Erbil gurubun’da, Gece gündüz elinde kitap düşmüyordu. Yorulmak nadir bilmiyordu. Baş ucunda, tomarca kitaplar bulundurdu. Diğer bir ifadeyle, bir anlamda açlık grevin bitmesini istemiyordu. Fırsat bu fırsattır, diyordu.

Burüksel’deki açlık grev eylemi, onu eylemselliğe ve pratik çalışmalara daha fazla yaklaştırdı. Onun için pratik faaliyet ve çalışmalar, ancak, ülke zemininde canlılığını bulur ifadesini kullandı. Bu anlamda, bir an önce, yetimlerin ülkesi olan Kürdistan’a gitmeyi elzem biliyordu ve dayatıyordu. Bu direnme sonucunda, 1994 yılında, kısa süreliğine eğitim devresine katıldı. Katıldığı eğitim süresince, zor koşullarda başarılara imza atmanın arayışı ve uğraşında olduğu kadar, sorgulayıcısı merak uyandıran, değerlendirmeleriyle dikkat çekiciydi. Kısa süre olsa da, katıldığı eğitim süresince yoğunlaşmasının sonucu, rafine düşüncesi ve keskin iradesi Redar hevalın büyük çabaları, verimli bir sürecin yaşamasına yardımcı oldu.

Kısa dönem eğitim sonrası, ülkeye gitme kararında diretti. Ülkeye gitmesine onay verilince, hayal ettiği tutkusugerçekleşti. Prosödör gereği, üç aylık eğitimden geçme süresine, tabi olmayı çok bitmez bir süre gibi gürünse de, bu peryodu çok iyi değerlendirme arayışı ve çabası içinde oldu. Daha kalabalık ve bir önceki eğitim devresine oranla, nitelikli, yoğun ve kişiliği kadar düşüncesini olgunlaştıran, içselleştiren bir yoğunlaşma devresi oldu. Mütevazilği, örgütlülüğü onu çekim merkezi haline getirmişti. Yoldaş yaşam, bir mücadele serüvenidir diyordu.

Eğitim devresi sonuçlanınca, amacını izah ederken, ne Avrupa’da kalmayı, ne kültür sanatla ilgilenmeyi ve nede, türk metropollerine gitmeyi kabul etmedi. Onun yagane istem ve arzusu bir an önce kutsal ana topraklarına gitmekti. Bu söylem ve ülkeye gitme dayatması uygun görüldü. Gitmesi için gün saymaya başladı. Avrupa’dan ayrılma konuşması, herkesi derinden etkilediği gibi, bir ders verme niteliğindeydi. Evet o artık özgürdü. Yetim ve inkar edilen Kürt halkı için, Kürdistan dağlarına aday olarak, 1995 yılının ilk aylarında, özgür yaşam savaşçılarının yanındaki yerini almıştı. O artık bir gerillaydı.

Şehid Ali Haydar ASLAN, metropollerde büyümesine rağmen, Kurdistan dağlarında, o kadar uyum sağlıyor ki, herkesi şaşırtı. Artık özgürlük tadını çıkarmak istiyordu. Kendini özgür bir yaşam ortamında bulma sevinci içindeydi. Yılgınlık, bezginlik yazmıyordu onun kitabında. Yaşama ve başarma aşkı, mücadelenin her alanını sarmıştı. emekçi yoldaş için, tüm yoğunlaşması, kuzey Kürdistan’a dünüktü. Yeteri olgunlaşma ve tercübe edindiğine inanıyordu. Güvenenleri mahçup etmiyecekti. Tam uzun yürüyüşün başlangıç evresinde idi. Önderliğin esaretiyle adeta dünyası yıkıldı. Büyük bir acı yaşadı. Düşmana karşı, ruhunda ve beyninde büyük bir öfke oluştu. Buna karşılık, keskin bir iradeye sahip oldu. Ancak, zamanın gerektirdiği politik belirlemeler ve koşullar, kuzey Kurdistan’a gidiş yürüyüşü durduruldu. Geri çekilmeler başladı. Güney Kurdistan’da kalması kesinleşti.

Ama barış mücadelesi için daha fazla yoğunlaşmanın gereğini biliyordu. Kurdistan’da yaşanan onca acı, katliam, sürgün ve talana rağmen en iyi savaş, düşmanı caydırma savaşıdır. Mezopotamya’nın hak ettiği barışın, ancak, önderliğin sunacağı bilgi ve önerileriyle mümkün olacağını da biliyordu. Bu düşünce gücü ve aydınlığıyla eğitim gürdükleri bir anda, ihanetin kol gezdiği, işbirlikçilerin cirit attığı bir ortamda, saldırılar yoğunlaştı. İhanet batağından çıkmayan, Kurdistan’da bir kangıren haline gelen ülkesini, ruhunu, satmaktan imtina etmeyen YNK’nin tasviyesi tutmayınca arkadaşlara haince saldırmaya başladılar.

2 Ekim 2000’de Kalatuka’da ki saldırıda, eğitimde bulunan bir gurup arkadaşlarıyla birlikte şehit düşen Redar heval, özgürlük hareketinin direniş tarihindeki yerini aldı. Ne gariptir ki, şehit Ail Haydar, Avrupa-Burüksel’de açlık grevinde, Erbil adlı gurubunda, Kurdistan özgürlük hareketine katılma kararını verdi. Ve Kalatuka / Güney Kurdistan’da şehit olması bir tesaduf mu ? Bu bağlamda, onlar barışın kutsalllığına inandılar. Özgürlük tohumunu serperken, dağın yamaçlarında direniş olup, ilmek ilmek öldüler.

Yaşamın bağını kalbimizde akarken, nice vadilerde, ovalarda, dağlarda umut oldular binlere, milyonlara. Yüreğimizde sızı, onurumuzda dayanak ve mücadelemizde meşale oldular. Şehit Ali Haydar ASLAN (Redar Varto)’ın şahsında tüm Kürdistan-i şehitleri saygıyla anıyoruz.

AİLESİ

PARİS, 27/03/2013

Posté par Hüsamettin ASLAN le mar 27 2013. inséré dans Album Foto, Hüsamettin ASLAN, Rojev, Turkçe, Varto/Muş, Şehîdên me. Vous pouvez suivre les réponses de cet article à travers le RSS 2.0. Les commentaires et les pings sont actuellement fermés.

4 Commentaires pour “Şehid Ali Haydar ASLAN (Redar)”

  1. infinite@elmira.palache » rel= »nofollow »>.…

    tnx….

  2. soapy@campmate.visualizes » rel= »nofollow »>.…

    hello!…

  3. spacer@concentrate.twittering » rel= »nofollow »>.…

    спс!!…

  4. slips@handling.innocent » rel= »nofollow »>.…

    good info!…

Les commentaires sont fermés

Connexion | rojbasvarto