TERBİYE- TEST VE MÜTTEFİK

Ekran başında ki öfkemizi dışarda demokratik tepkiyle kamuoyu ile paylaşırken, kendi aramızda, dünya insanlığı neden Kobane vahşetine sesiz ve susukun kaldığı, Uluslararası güçler neden Kürdlere ve YPG’ye yardım etmediğini tartışıyorduk.

Bu soruyla alakalı, kimine göre Kanton ve yer kapma savaşı, kimine göre din savaşı, kimne göre Işid ve YPG savaşıdır. Düz bir mantıkla bakıldığında doğru. Fakat geçmiş tarihe ve Kürd ulusal parçalığına bakıldığında öyle olmadığı anlaşılmakta.

Bu bağlamda, bölgenin coğrafi, demografi ve yeni şekilenecek yapılanmaya bakıldığında, Ortadoğu jandarması haline getirilmiş olan Işid neden İstanbul, Tarhan, Bağdat, Amman, Şam, Mısır, Riyad vb kentlerde savaşmıyor da, Kürdistan’da savaşıyor ? Kürdler tarafında sorgulanması, irdelenmesi ve bilince çıkarması gereken  soru bu olmalı…!

Kürdler ayrıca, din kardeşlerine, solcu ve sosyalit yoldaşlarına, demokrat arkadaşlarına, laik kesime ; « Kıbrıs’ta şehit verdim. Filistin ve Mavi Marmara gemisinde şehid oldum, Gazze için ayağa kalktım. Bosna Hersek için durmadım. Çeçenlerin Karadenizde gasp etikleri gemiyi Marmaraya getirdiklerinde ayakta alkışladım. Benden topladığın insani yardım adı altında dünyanın dört bir yanına Türk bayrağı altında kendi adına sunuyorsun. Gezi olaylarında, dincisi, solcusu, demokratı, faşisti, homosexueli ve tüm katmanlar katılım sağladı. »

Ayrıca, bin yıldan beri beraber isek, 16 mart 1988’de, Halepçe katliamı ile başlayan, Musul, Şengal ve Maxmur’da devam eden Işid vahşetine neden sesiz kalındı. Yüzlerce köy işgal edildi. Kürdlerin namusuna el konuldu. Kadın ve kızları pazarlarda satıldı. Sivil halk kırımdan geçirildi. Şimdi yanı başında, Kobane’de aynısı uygulamada. Nerdesin ? Sorusu sormaları gerekir Kürdler !…

Bu belirlemeden yola çıkarsak Arap ve Farsların kamuoyu üzerindeki Kürd algısı anlaşılmakta. Ancak Türk devletinin Kürd algısı daha da derin.

Bölgede gerici, bağnaz, feodal, tutucu olarak tanıtılan Kürdler, Kobane’de, Ortadoğu’ya örnek olabilecek bir halk olarak ortaya çıktı. Kürtler, Filistinlilerle birlikte Ortadoğu’nun haksızlığa uğramış yitik çocukları dünyanın günlünü kazanmayı becerememişlerdi. Pr.Dr. Fehmi Şinnawi’nin ; dediği gibi; « İslam Ümmetinin Yetimleri Kürdler » Kürdler, İslam adına yok ve inkar edildi. Fakat bugün bölgede aktör.

Şengal ile başlayan, Kobane ile devam eden işgal ve direniş dört parçalı Kürde, büyük bir ulusal bilinç ve ortak davranış kültürü aşıladı. Bu bilinç geleceği kurmada büyük bir role sahip olacak. Güney, Kuzey, Batı ve Doğu Kürdü yok artık, bir parça kanarken diğerleri de kanıyan birleşik bir Kürt hüznü ve direnci var. Eskiden bu yoktu, bir parçanın acısı ve felaketi diğer parçada pek hissedilmiyordu.

Günümüzde, Ortadoğu’da, Kürdistan’ın göbeğinde, başlayan üçüncü dünya savaşının sonuçları nereye varacağı bilinmemekle birlikte, yetim Kürdler, Kobane’de Ortadoğu’ya model olabilecek bir halk olarak ortaya çıktı.

Saçları örgülü, güler yüzlü, elleri kalaşnikoflu, kahraman kadınlar, hayatlarını ortaya koyarak bu uğurda ölmeye hazır. Dünyanın ünlü dergilere kapak olan “Kürd kadınları dünyanın şerefidir” diyor, Kobani sadece Kürtler için değil Ortadoğu için de bir milat artık.

28 Hziran 1919’de, Versailles’da, iki temel proje sunuldu dünyaya. Birincisi; Avrupa devletlerin stabilizesi ve bugünün Avrupa birliği oluşması, İkincisi; Kürdistan’ı dörde bölen Sykes- Picot’nun Ortadoğuya biçtiği yüz yıllık proje idi.

Söz konusu proje, Körfez savaşı, Afganistan, Arap baharı ve Suriye iç savaşıyla devam edeken, Kobane’de dibe vurdu. Ortadoğu’da yapay devletlerin dirilişinin tekrar mümkün olmadığını küresel güçler gibi bölgesel güçler olan Türkiye ve İran da görüyor.

Bu nedenle, bölgede klasik ulusal gerici rejimler, sınırların değişmesini istemeyen bir çok ülke, soğuk savaş artığı IŞİD üzerinden, Ortadoğu’da değişim ve dönüşümün; demokrasi ve özgürlüğün öncüsü olan Kürtlere karşı acımasız ve ahlaksız bir savaş yürütüler. Yaşanan savaşta ikisini terbiye etmekti. Erdoğan; « Işid neyse, bizim için PKK odur.” söylemi herşeyi açıklıyor.

Buraya kadar anlaşılmıyan bir tarafı yok. Fakat Işid neden Kürdlere saldırtma sorusu akla geliyor… !

Birincisi; Osmanlı ve Acem oyunu devreye sokullarak, (Örneğin Türkiye’nin KDP ile olan ilişkisine karşılık İran, YNK ile olan ilişkisini derinleştirerek yürütüyor.) Arap ve Kürd savaşını yaratmak/tırmandırmak, İkincisi; son dönemde, Güney Kürdistan Yünetimi, Irak merkezi hükümetin dışında, Türk hükümetiyle diplomasi, ticari ve ekonomi (Petrol antlaşması) ilişkilerin gelişmesi, Hewler bölgede ticari merkezi haline gelerek dünya ilişkileri gelişmeye başlayınca, başta hamisi olan ABD ve bazı Küresel devletler rahatsız oldular.

Ayrıca PKK, Türk hükümetiyle barış sürecine girmesi, Surye’de, Kanton sistemine başlaması, bölge ve bazı uluslararası güçlerin çıkarına ters düştüğü için yeşeren Kürd ulusal bilinci doğmadan boğmaktı.

Bu belirlemeden hareketle, Kobane’de terbiye edilmek istenen Kürd  direniş hareketi bir kaç önemli noktaya dikkat çekti.

Bölgede bilinmiyen bir deprem fay hattı gibi Kobane direnişinde ortaya çıkan Kürdler, askeri, siyasi ve coğrafi anlamda bir güç olduğunu Küresel güçlere ispatladı ve Ortadoğu halklarının bütününü kapsayacak laik ve politik bir model göğüslediler.

Nato üyesi güçlerin, Partöner Türkiye’nin bahanesine, nazına ve şantajına tahamül etmediği ve yeni bir ortadoğu müttefiğine ihtiyaç duyduğu algısı yaratı.

Soğuk savaş düneminde Türkleri müttefik yaparken, Üçüncü dünya savaşında Kürdler’le müttefik olma isteği oluştu.

Diğer bir değişle, ABD ve AB Ortadoğu’da yeni oluşacak ortaklık Kürdsüz bir ortaklık olmıyacağı, yeni ortadoğu müttefiği Kürdler’le 900 km uzunluğundaki sınırla birlikte Hatay’dan Akdenize açılma jeopolitik hedef ön gürülmekte. Bu anlamda, ABD’nin en iyi müttefiği artık Kürdlerdir denilebilir.

Bundan hareketle, Kürdler dilediği anda, bugün ABD ile ittifak içindeyken, çıkarları doğrultusunda, yarın Rusya, Çin ve diğer ülkelerle de ittifağa açık olmalıdır. Aksi taktirde bir asır daha kayıp edecektir. Mevcut şartlarda ideoloji ekonomi’ye engel olmaması gerekir. Çıkarlar söz konusu olmalı. İlk kez, ABD ve Çin pakt imzalad. ABD için İsrail gibi yeni bir Kürd Müttefiği oluştu.

Aynı zamanda Kürdler Parti, hareket ve örgütlerin arasına fitne, fesat ve ihtilaf tohumlarını ekmemeye dikkat etmeli. Buna karşın Kürdler ve PKK ‘nın değişmesi kaçınılmazdır.

Çünkü Kobane’de terbiye etmeye çalışan güçler havasını alırken, şimdi test edilerek Müttefiğe geçme sınavındadırlar. Bu sınav Kürdlerin ulusal birliğinden geçer…!

Sonuç olarak, Kobane direnişi bir sistem direnişidir. Kobane direnişi cağrafya değişimidir. Kobane direnişi demografi değişimidir. Kobane direnişi, kayıp olan ve yeniden yeşeren halkların kimlik direnişidir. Kobane direnişi, yeni kültür ve medeniyetler direnişidir. Özü Kobane direnişi, 21 yy. İnsanlık savaşı ve Kürd Rünesansıdır.

Hüsameddin ASLAN

Paris, 06/12/2014

Posté par Hüsamettin ASLAN le déc 5 2014. inséré dans Hüsamettin ASLAN, Nivîs û Analîz, Rojev, Turkçe. Vous pouvez suivre les réponses de cet article à travers le RSS 2.0. Les commentaires et les pings sont actuellement fermés.

Les commentaires sont fermés

Connexion | rojbasvarto