ANKARA GÖRÜŞMESİ VE MİSAK-İ MİLLİNİN İKİNCİ AYAĞI

Dünya ve özelikle bölge kamuoyu coğrafiyada ceryan eden savaşa, mezhep mi ? din mi ? toprak mı ? bölge paylaşım savaşı mı ? yoksa 3. dünya savaşına doğru mu gidiyoruz soruları tartışırken, Rusya’nın Suriye’ye direk müdahalesiyle 3. dünya savaşı çoktan başladığı, Türk askeri gücü, Rus savaş uçağının düşürmesiyle birlikte bölgeyi alevlendirdi. Mütefik güç ittifakları ve mühalif güçler netleşti. Savaş güçleri doğu Akdenize konuşlandırıldı. Bölgedeki savaş en çok Kürdleri ilgilendirdiği gibi Kürdlerin kapısına dayanmış, ateş bacayı sarmış.

Mevcut coğrafiya 5, 10 ,20, yıl sonra aynı isimle anılmıyacak. Çizilecek yeni harita olacakmıyız.? Pasta paylaşımında bizim payımız olacak mı ? yoksa patronlarımızın (sömürge güçler) merhametine mi  bırakılacak tartışması sürerken,

Türk silahlı gücü Başika’ya konuşlanması ve sayın Barzani’nin aniden Ankara’ya gitmesi, daha da ötesi, ayağın tozuyla ilk uğrak yeri Milli İstihbarat Teşkilatı oldu. Kürdlerin gündemini, programını ve düşüncelerini alt-üst etti.

Kürd kamuoyu Ankara görüşmesine çok tepkili ve tedirgin yaklaştı « yine satıldık mı ? » söylemi çoğaldı. KDP’li taraftarlar bile Ankara- Erbil görüşmelerinden rahatsız olduklarını gizlemediler. Kürd toprakları sömürge pençesi altında can çekişirken Kuzey Kurdistan’da ölümsüz ve ablukasız gün yok iken buluşmanın hayre alemet olmadığı kuşkusu arttı. S.Barzani’nin Ankara’ya gelmesi politikanın dibe vurmasını şimdiden anlaşılabilir.

Ancak dönemsel olarak baktığımızda, Türkiye’nin kırmızı çizgisi olan Güney Kurdistan Hükümeti, AKP’nin sınır komşusu ve en iyi mütefiği oldu. Verilere göre yılda 20 miliyar dolar ekonomi bağımlılığı, sosyal, siyasal, kültürel ilişkiler vs. bakıldığında, AKP- KDP ile ikiz kardeş ve bir elmanın iki parçası olduğu belirtmiştim. (www.rojbaşvarto.com Amed görüşmesi 14/11/2013)

Bu nedenle, görüşmenin vahametini anlamak için bir kaç yılın kronolijisine bakmak yetreli.

AKP Kongresine davet edilen s.Mesut Berzani, Milli kıyafet ve ana diliyle bir konuşma yaptı. (30/09/2012). Ama aynı dönemde Kürçe konuştukları gerekçesiyle. yüzlerce Kürd içerdeydi.

Misak-i Milli sınırları koruyalım ve ruhunu canlandıralım beyanamesi gündeme damgasını vurdu. s.Öcalan   (21/03/2013)

Dönemin Başbakanı Recep Talip Erdoğan, Bakanları, Şıvan Perwer, İbrahim Tatlıses ile birlikte s. Berzani’nin   AMED buluşmasına, (16/11/2013) Misak-i Milli İttifakı demiştim (www.rojbaşvarto.18/11/2013) ve akabinde Petrol satış antlaşması yapıldı.(21/06/2014)

« ’Eşme ruhunu » halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum s. Öcalan (21/03/2015)

Tarih boyunca Kürdler kadar liderlerine bağlı ve ittiat eden ender halklara rastlanır. Her yaptıklarına « bildikleri birşey vardır » söylemi yaygındır. Bağışlamanızı diliyerek, Kürd’ün  tarih algısı unutkandır. Düşünmekten ve geçmişi irdelemekten çok gördükleri ve duygularıyla yetinir.

Yükarıda belirtilenleri bir araya getirildiğinde, bu kadar inkar, imha, yok etme, verilen bedellere karşın, sömürge diktatoryaldan Misak-i Milli ‘den başka bir talepleri olmadığı anlaşılmakta. Bu anlamda, Ankara- Erbil görüşmesine pek hayıflanmadım.

Yinede Ankara’nın perde arkası görüşmesine bakmak gerekir.

Önce Güney Kurdistan Hükümeti’nin halu ahvalineden…

Bazı kaynakların verileri doğruysa ;

Güney Kurdistan Parlametosu işlevsiz halde,

Güney Kurdistan ;Üçe bölünmüş sadece Hewler, Zaxo ve Dıhok’tan ibaret değil.

Güney Kurdistan Hükümeti’nin ekonomisi dibe vurmuş. Üç aydan beri Peşmerge ve kamu çalışanı maaşını alamıyor.

Başbakan Neçirvan Barzani, şirketlerin parasını ödemediğinden, Türk iş adamlarından kaçıyor.

Buna karşı AKP Hükümetinin jesti ise, dar boğazda olan Güney Kurdistan Hükümetine ekonomi desteği sağlamak ve daha da vahimi İŞİD’le petrol ve kirli ekonomi ilişkileri, KDP’ye angaje ederek dünya kamuoyunda kendini temize çıkarmasıdır.

Özet olarak, Bağımsız Kurdistan’ı dilendırmek kolay, fakat iç birlik ve ulusal bütünlük sağlanmadan devlet olabilir mi ?

Bu belirlemeden hareketle,

AKP’nin bölgede politika ve komşu yitirmesine karşın Güney Kürdistan Hükümeti ile ittifakını  güçlendirmesi,

Kürdlerarası ittifağı zedelemek ve çelişkileri derinleştirmek,

Suriye politikası dibe vurması ile birlikte, Rusya’ya misileme olarak Başika’ya asker konuşlandırması,

Güney Kurdistan ve Rojava koridoru denetimine almak, PKK- YPG bağını koparmak.

Güney Kürdistandaki PKK aktivitelerini engelemek ve Kandili nefesiz bırakmak.

s. Barzani, MİT binasında, s.Öcalan’la görüştürülmesi, şayet doğruysa, HDP ve bazı aktörleri devre dışı bırakarak kendine göre yeni bir yol haritasını gündeme alma girişimi olarak algılanabilir.

İlerde Irak’ın üçe bölünmesi halinde, Musul ve kerkük dahil, dede mirasını Pers, Şii ve Araplara kaptırmama ve İkinci Kıbrıs senaryosunu devreye sokması

Yandaş medyanın dillendirdiği « hem Selçukluyuz hem Osmanlıyız. » hayalını gerçekleştirme olarak algılamak gerekir.

Ankara görüşmesi, Amed’in devamı olan MİSAK-İ MİLLİ’NİN İKİNCİ AYAĞI olarak değerlendirilebilir.

Sonuç olarak Türkiye’nin olduğu bir oluşumda Kürtlerin kazancı asla olamaz… !

Görüşme umuduyla …

Hüsamettin ASLAN

Paris, 13/11/2015


Posté par Hüsamettin ASLAN le déc 14 2015. inséré dans Hüsamettin ASLAN, Nivîs û Analîz, Rojev, Turkçe. Vous pouvez suivre les réponses de cet article à travers le RSS 2.0. Les commentaires et les pings sont actuellement fermés.

Les commentaires sont fermés

Connexion | rojbasvarto