Şehid Saim Aslan (Hogir)

Başlamadan önce Şehid Saim ASLAN (Hogır)’ın şahsında tüm Kürdistan şehidlerini saygıyla anıyorum.Şehid ve şehidlik mertebesi asla tatışılamaz.

Bu anlamda,Şehid Saim kısmende olsa feodal yapının etkisinde kalmış orta hali yurtsever bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 25/04/1970’te Muş-Varto-Değerli(Aner) köyün’de dünya’ya geldi.

İlk ve orta öğremini kendi köyünde bitirdi.Heval Saim köy ortamında büyümesine rağmen mütevazi,güller yüzlü ve alçak günüllüğe sahip olan biriydi.

Büyük küçük farklılığı ğözetmeksizin cinsiyet farkı ayırmayan yardım sever ve paylaşıcımcıydı.Bunu aile ortamında da ispatladı.Şöyleki ; Heval Saim ailenin  üçünçü çocuğu olmasına rağmen evde ev işlerinde en fazla annesine yardım edenlerden biriydi.Bu davranışlarıyla insanı utandırıyordu.Halk arasında bir saygınlığa sahipti.Bir diğer değişle Şehid Saim erken olgunlştı.

Lise öğremini yapmak için Ankara’da bulunan amcasının yanına yerleşti.Ankara-Ulus Sannat okulu elektrik bölümüne 1987-1989 yılları arasında devam etti.Ankara’ya yerleşmesi ,Özelikle köyde bulunan ailesi ve köy halkı tarafından aranan kişi oldu.Köyde bir boşluk yaratıldığı herkes tarafından kabul edildi.Ankara’da fazla kalmadı ve terk etme kararı alarak 1989’un sonlarında Avrupa  yolculuğuna çıkarak Paris’te bulunan yurtsever ailesinin yanına ikamet etti.

Şehid Saim,ülkesinden çok uzak ve kültüründen çok farklı bir ortama yerleşti.Ama bu yerleşim ve yaşam biçimi onu hiç tatmin etmediğini yüzünden okunuyordu.Her nekadar ailesi ve Kürdistan’lı yurtseverlerin bulunduğu alan ve ortamda olmasına rağmen Paris’e uyum sağlamadığını zaman zaman belirtiyordu.Fakat,onun da her göçmen gibi çalışıp çabalaması gerekirdi.O bir sorumluluk üstlenmiş ve onu uygulaması gerekirdi.Anavatan’da bulunan ailesine maddi yardım sağlamaktı.İlk uğraş ve çabası, verdiği sözü yerine getirmekti.Bu nedenle inşaatlarda  çalışmaya başladı.

Çalıştığı inşaatlarda işin en zor ve tortu yanıydı.Bu ağır işlere rağmen çalışmaları esnasında uyum sağlamada,ilişki kurmada son derece itinali davranarak her kesin sempatisini kazanıyordu.Beraber çalıştığı insanlara güven veriyordu.İnşaat ve benzeri işlerde çalışma ve aktivite gösterme onun gerçek istem ve hayal dünyasından uzak olmasuna rağmen,pıratik çalışmalarında hiç kimseye sezdirmiyordu,kimseyi sıkıntıya sokmadı.Kendi bilinç altına kayd ederek kendisine saklamıştı.Ayrıca,o bir arayış içindeydi.Bu arayış,kendini arayış ve bulma arayışıydı.

Heval Saim bu arada,dünya’nın merkezi olan Paris’in mimari yapısını,tarihini,sosyo-ekonomi yapısını,laiklik uygulaması,farklı kültür oluşumu,giyim ve kuşamına kadar algılamaya,irdelemeye ve anlamaya çalışıyordu.

Bu farklılık ve yaşam biçimi, onu Kürdistan özgürlük hareketine daha da yakınlaştırdı ve halk arasındaki sosyal ve siyasal çalışmalarını yoğunlaştırdı

Bu noktadan hareketle,.Paris banliyosu’ nun Poissy(78) bölgesinde Kürdistan’lı göçmenlerin yoğunlukta olduğu alanda Serhad adlı bir fotbol takımını kurdu.Kendiside kaptanlığını yapıyordu.Kısa sürede başarı göstererek Serhad  takımını kupa sahibini yaptı.Bunun ötesinde,inşaat’taki zor ve ağır işleri yürütürken,diğer taraftan halkla sosyal ilişkilerini gitikçe yoğunlaştırıyordu.

Paris’in kozmopolit yaşantısı ona bazı duyumları anımsatıyordu.Mezopotamya’nın en kadim topraklarında yaşayan en eski halklarından biri olan Kürtler’in toprakları elinden alınmış ve köleleştirmiş olgusu,kendisinde gelişti..Bu halklardan biri de Kürtlerdir.Kürtlerin esaretini kendisine yediremedi.Bu anlamda Paris’e ısınamadı.Ama sabırsızdı ve sabrını yenerek özgürlük kervanına katılmayı bir ğörev bildi ve katılmaya karar verdi.Bu onurlu kararına Paris’te sayıca kabarık olan ailesinden de destek alınca,azmi ve kudreti ikiye katlandı.

Şehid Saim,Özgürlük yürüyüşüne 21 mart 1992’de fiilen katıldı.Üç aylık temel eğitim sürecinde izahı göç bir çekim merkezi olmasından ötürü ilgi odağı haline gelir.Çok meraklı,fedakar ve coşkulu bir eğitimci olarak fark edilir.Eğitim yönetimi ve arkadaşları tarafından gıpta ile yaklaşılır.Eğitim zamanında,sevyeli,düzeyli olması ve insana dolu yaklaşımı arkadaşları arasında doğal bir otorite haline geliyordu..Kısa dönem eğitimden sonra profesiyonel olarak Almanya’nın Ausbourg bölgesinde activitelerini sürdürdü.Çalışmaları esnasında  Ekim 1992’de Almanya hükümeti tarafından Ausbourg’ta tutuklandı.Mart 1993’te serbest bırakıld.Özgürleştikten  sonra çalışmalarına çok hızlı bir şekilde devam ederken ülkeye bir an önce gitmek istiyordu.İstemlerini.kendi idari birimlerine dayatarak kalmak istemiyordu.Biran önce Avrupa sahasından ülkeye gitmek arzusu içindeydi.Hatta, ayak parmaklarından acilen tedavi olması gerekirken bu tedavisini beklemeden yaralı bir şekilde Özgürlük yolculuğuna şehidler diyarı olan Kürdistan seferine çıkt.Bu duygu ve inançla,gittiği gün sevinci parlayan gözlerinden okunuyordu.

Heval Saim’in Ülkeye’a gidiş dönemi ihanetin kol gezdiği,,cinnayetinlerin işlendiği,faali meçullerin uygulamaya başladığı,köylerin yakılıp-yıkıldığı,Kürdistan’lıların göçe zorlandığı bir döneme denk geldi.Kürdistan’daki dönemin vahşet tablosuna baktığımızda  dünya’nın hiçbir yerinde ve ülkesinde böylesi zalimce bir savaşa  rastalamak mümkündeğildir.Her açıdan zor bir dönemdi.Diğer bir değişle ,Şehid Saim’in dönemi var ve yok olma dönemiydi.

Bu var ve yok olma döneminde, ilk ayak bastığı Kürdistan parçası olan ZELE kampıydı.İki hafta sonra ZELE kampından ayrılarak Xarqure ve çevresi kamplarına gider.Siyasi ve askeri eğitimini Xarqure kamplarında tamamlar.İnsanlık ve Kürt halkı için onurlu bir eğitim süreci ve hazırlığı dönemini yaşıyan bir arkadaşından dinliyelim <<Onurlu ama zorlu olan gerilla yaşamının farkında olan Şehid Hogır yoldaş,zorlanmadan adapte olur.Ağır görev ve talimatlara  gönüllü gider.Gerilla’nın zorlu koşullarında uyumlu ve morallıydı.Sanki gerilla raflarına yeni katılan değilde,eski bir gerilla ve başka bir bölgeden birliğimize katılmış sanılıyordu.

Xarqure kampındaki zorlu eğitiminden sonra, 1994’te yapılan düzenlemeyle Van,Tatvan yöresi Garzan eyaletine gider.Garzan eyaleti mucadele tarihi boyunca gerilla için en zorlu alan olmuştur.Şehid Saim bu zorlukları aşarak ve <<zorluğu yenmek,onu sevmekten geçer>> diyordu. Heval Saim,sözünü adeta pratiğiyle ispatladı.Bu açıdan, Şehid Saim,Garzan eyaleti bölge yönetimi içerisinde yer aldı.Köydeki evlerinin düşman tarafından yakılması ve ailesine yapılan baskı adeta tüm Kürt halkına reva görülen  baskı,işkence,inkar ve imha sisteminin zinciri kırarak intikam alıyordu.Düşmana karşı kahramanca bu zorlu ve onurlu savaşı bahar 1997’ye kadar sürdürdü.Bahar mevsiminde düşman tarafından yapılan kapsamlı bir operasiyona karşı direnen Hogır Heval,bir gurup arkadaşı ile birlikte şehid düştü.Hele hele Garzan eyaleti için çok daha farklı bir anlamı vardır şehid düşmenin >>dedi Arkadaşı.

Bu olağan üstü şartlarda onu görmek,görüşmek,iletişim kurmak imkansızdı.

Bu tesbitten  hareketle, Kürdistan için Şehid olmak,Şehidliği bilince çıkarma anlamlı olmalıdır..Bu inanç  boyutuyla,Şehid vermeyen hiç bir ulus ve ülke bağımsızlığına kavuşamaz.Hele, günümüzde Kurdistan’ın sıtratajik konumu,coğrafi yapısı,sosyo-ekonomi durmu ve dahada ötesi Kürt düşmanlığı ve emperyal devletlerin tutumları Kürdistan’ın bağımsızlığı çıkmaza sokarken,daha fazla Kürt kanı döküleceği mesajlar veriliyordu..Diğer bir boyutula, gerila’nın,açlık,yokluk,susuzluk,tabiatın hırçın şartları ve dünya’nın en modern teknolojisine karşı sıfır imkanlarla direnmek ve kanın son damlasına kadar savaşarak Şehid olmak bence farklı ve anlamlıdır.

Düşmanın uyguladığı,böylesi insanlık dışı bir savaş’ta,Şehid Saim gittikten sonra,ZELE kampından ailece bir tek mektubuna sahip olduk.ZERDEŞT adlı mektubunda ki ilk sözü ;(okuyun , ama çok okuyun ,kendinizi kandırmayın benim gibi,zamanınızı kayıp etmeyin ve boşa harcamayın.Dahada ilginci,arkamda kötü bir iz bırakmak istemediğimi ve Altmış yıl onursuz yaşıyacağıma Otuz yıl onurlu yaşamam en idealıdır.)Diyordu mektubunda.

Bu bağlamada,fırtınalı bir ortam ve savaşım veren birinin hala kendisine eğilme,yönelme,Kürt ve Kürdistan’lılara öz eleştirisini verme olgusuyla hareket eden böylesi yüce bir kişilik ve mütevazilik ancak ve ancak Şehid Saim’in şahsında tüm Kürdistan’lı Şehidlere mahsus olduğunu düşünüyorum

Bu anlamda,Şehid Saim ASLAN’ın şahsında Kürdistan’lı Şehidleri bir kez daha saygıyla anıyorum.

Video Şehid Saim ASLANHusamedîn Anerî

Posté par Hüsamettin ASLAN le fév 22 2011. inséré dans Hüsamettin ASLAN, Rojev, Turkçe, Varto/Muş, Şehîdên me. Vous pouvez suivre les réponses de cet article à travers le RSS 2.0. Les commentaires et les pings sont actuellement fermés.

Les commentaires sont fermés

Connexion | rojbasvarto